Salı, Aralık 1, 2020
Ana Sayfa Bilim ZEHİRLİ BİTKİLERİN KEŞFİ

ZEHİRLİ BİTKİLERİN KEŞFİ

Okuma Süresi: 3 Dakika

Zehirli bitkiler insan yaşamında tüketilip, birçok kez olumsuzluklarla sonuçlanmış bir deneyimdir. Bazı örneklerle bu keşfin deneyimlendiği olaylara göz atalım.

1860’ta William Wills ve Robert Burke Avustralya’nın güneyinden kuzeye doğru yola koyuldu. Avustralya’nın o güne kadar hakkında çok fazla şey bilinmeyen iç bölgelerini keşfetmeyi amaçlıyorlardı. Fakat keşif planlandığı gibi olmadı. Wills, Burke ve kendilerine katılan İrlandalı John King dönerken yanlarında getirdikleri yiyecekleri tüketmişti. Bir derenin kenarında kısılıp kalmışlardı. Wills “Derenin etrafından başka bir yere ayrılamadık, iki devemiz vardı ve ikisi de öldü, yanımızda getirdiğimiz yiyeceklerimiz tükendi. Burada hayatta kalmaya çalışıyoruz” diye yazmıştı. Bu bölgelerde hayatını sürdüren ve aborjin olan Yandruwandha kabilesi ise bütün olumsuz koşullara karşın yaşamını devam ettirebiliyordu.

Kabiledeki üyeler, kaşiflere bir tür zehirli bitki olan “nardoo” (Marsilea drummodii) ismini verdikleri dört yapraklı yoncaya benzeyen bir tür otun tohumlarını ezerek ve yumuşatarak yaptıkları ekmekleri ikram ettiler. Burke, aborjinlere saldırdı ve aborjinleri korkutup kaçırdı. Burke ve Wills, hayatta kalmak için gereken yetkinlikleri öğrendiklerini sanmıştı. Bu tohumları arayıp kendileri için ekmek yapmayı denediler. İlk başta her şey olağan görünüyordu. Karınlarını doyurmuşlardı. Fakat bir süre geçtikten sonra halsizlik, mide bulantısı ve baş dönmesi başladı. Bir hafta içinde ise Burke ve Wills ölmüştü.

Zehirli bitkilerin Tohumlarının yenilebilir hale gelmesi için bazı işlemlerden geçirmesi gerekiyordu. Çünkü bitkinin içeriğinde olan “tiaminaz” isimli enzim insan vücudunda zehir etkisi yaratıyor, vücuttaki B1 vitaminlerini etkisiz hale getirerek besinlerin emilimini engelliyordu. Bu durumda kaşifler tıka basa karınlarını doyursa da hiç bir besin alamamışlardı. Yandruwandha kabilesi ise tohumları önce pişiriyor, ezerek un kıvamına getiriyor ve hamuru küle bandırarak zehiri etkisiz hale getiriyordu. Bütün bunlar, şans eseri elde edilebilecek bilgiler değildi.

Arkadaşlarını kaybeden ve ayakta bile zor durur halde kabileye sığınan King de hayatta kalma mücadelesini kazanmış ve birkaç ay sonra Avrupalılar`ın yardımı ile kurtulmuştu.

Manyok Kökü

Nardoo bitkisi gibi ve onun kadar zehirli olan başka bir bitki daha var. manyok kökü. Latin Amerika ve Afrika’da önemli bir kalori kaynağına sahip ve fazlasıyla tüketilen bu bitkinin tatlı ve acı türleri var. Acı manyok kökünde hidrojen siyanür vardır. Bazı işlemlerden geçirilmezse ve iyi pişirilmezse zehirli bitkiler oldukça zararlıdır. Beyin ve karaciğer gibi organlarda tahribata, bacaklarda felç olmaya kadar olumsuz etkileri vardır.

Ama 1981 yılında Mozambik’te görevli İsveçli doktor Hans Rosling zehirli bitkilerdeki bu bilgilere sahip değildi. Onun bulunduğu yerde özellikle bacaklarda felç şikayetiyle birçok hasta kliniğe geliyordu. Fakat izlenimler ne çocuk felci ne de tıp kitaplarında yazan öteki hastalıklara benziyordu. Doktor Rosling bu durumun normal olmadığını anladı ve ailesini güvenli bir bölgeye taşıyarak araştırmalarını sürdürdü. Arkadaşı olan salgın hastalıklar uzmanı Julie Cliff nihayet ne olup bittiğine dair bir açıklama yapabilmişti. Hastaların hepsi, tam olarak işleme tabi olmadan acı manyok kökü ihtiva eden yiyeceklerden yemişlerdi. Bunun sonucunda da felç olmuşlardı. Buna konzo hastalığı adı veriliyor.

Etrafımızda birçok yerde zehirli bitkiler var. Bu zehirli bitkilerin bir kısmı yalnızca pişirme yoluyla, bir kısmı ise karmaşık ve uzun işlemlerden sonra yenilebilir hale getiriliyor. Öyleyse bu zehirli bitkileri yenilebilecek hale getirmeyi insanlar nasıl öğrendi? Evrimsel biyoloji doktoru Joseph Henrich, bu durumun bir tek insanın öğrendiği bir şey olmadığını, bu bilginin çoklu deneyim ve kültürel olduğunu söylüyor.

Kültürel Öğrenme

Kültürler, biyolojik türlerle beraber yürüyen deneme yanılma yollarıyla ilerler. Yani biyolojik evrim gibi kültürel evrim de zamanla farklı sonuçlar verir. Biri şans eseri manyok kökünün zehir etkisini azaltan bir yöntem keşfeder. Bu durum zehirli bitki kullanımına yönelik söylem ve uygulama olarak giderek yayılır ve daha sonra yeni bir şey keşfedilir. Zaman geçtikçe öncekinden karmaşık fakat daha etkili işlemler geliştirilir. Latin Amerika’da uzunca yıllar manyok kökü yiyen insanlar, bu bitkinin zehrini yok etmek için çeşitli yöntemler geliştirdi. Zehirli bitki türlerinin kabuğunu soyarak, rendeleyerek, yıkayarak, kaynatarak, posasını iki gün bekletip sonra pişirmek gibi. Fakat bu işlemleri hidrojen siyanürden dolayı yaptıklarından söz etmezler. Büyük bir ihtimalle “bizim kültürümüz böyle” derler.

Manyok kökü Afrika’ya zehirli bitki olarak on yedinci yüzyılda geldiğinde kullanma talimatı yoktu. Siyanür zehirlenmesi birçok kez karşılaşılan bir sorundu. İnsanlar bazı işlemleri atlıyordu. Çünkü kültürel öğrenme ve gelişim süreci henüz tamamlanmamıştı. Henrich’in düşüncesine göre, kültürel evrim insanların tek tek ortaya çıkardığı bulgulardan çok daha fazla akıllı bir yol izliyor.

İster kutuplarda yaşayan eskimoların evlerinin keşfedilmesi, ister geyik avı, ateş yakma, kamış kullanarak zehirli ok atıp avlanmak ya da zehirli bitki manyok kökünü yenebilir hale getirmek olsun, öğrenmenin altında olanları anlamanın dışında taklit etmek yatıyor. İnsanlar kendilerinden önce yaşanılan deneyimlerden yola çıkıp öğrenerek, sonuç çıkarıp daha iyisini yapmaya çalışıyor.

İnsan taklit etme güdüsü en yüksek olan canlıdır. Henrich’e göre insanın saf zekasından çok, birbirinden öğrenme becerisi daha ağır basıyor. Nesiller boyunca insanlar deneme-yanılma yoluyla yararlı bilgiler elde etmiş, zehirli bitki türlerini nasıl tüketeceklerine dair deneyimler kazandıktan sonra kendilerinden sonraki nesiller de onları taklit etmiştir. İnsanoğlu genellikle sorgulamayıp taklit etme yoluyla daha başarılı sonuçlar elde etmiştir. Günümüzde bilim manyok kökünü yenebilir hale getirmek için iki gün bekletmek gerektiğini söylüyor.

bilgezonehttps://bilgezone.com
Bilim, kişisel gelişim, eğitim başta olmak üzere birçok özgün içeriğe sahip Bilgezone, "Türkiye`nin bilge sitesi" sloganı ile yayın hayatına başlamıştır. Bunun için asıl amacımız kaliteli ve faydalı içerik oluşturarak okuyucularımıza katkı sunmaktır. Saygı ve sevgiler...

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Most Popular

MENTAL BARİYER KALIPLARI

Mental bariyer nedir? Zihinsel engelleri aşmak kolay mı? Kendimize empoze ettiğimiz ve davranışlarımızı sınırlayan engelleri nasıl yıkarız? Bu soruların cevapları aslında birçoğumuzun yaşadığı, hayatımızda...

Bilge Olmanın İçsel Dünyası

Bilge sözcüğünün terimsel anlamı ve bilgelik olgusunun tanımına bir bakalım mı? Bilgezone olarak konumuz Bilge ve Bilgelik. Bilge ve Bilgelik Nedir? Bilge nedir? Bilge ne anlama...

UTANGAÇLIK DUYGUSUNUN KONTROLÜ

İnsanların bazıları neden utangaç olur? Utangaçlık nasıl bir davranış biçimidir? Gelin utangaçlık nedir? (Shyness) sorularının cevaplarına ve utangaçlığın bilimsel özelliklerine bir bakalım. Utangaçlık, bazı...

Stockholm Sendromu: Katiline Aşık Olmanın Adı

Stockholm sendromu nedir? Stockholm sendromu, rehin tutulan birinin kendisini rehin alan kişi ile yaşadığı diyalog sürecinde ona karşı oluşan duygusal empati ve sempati halidir....

Recent Comments

error: İçerik kopyalanamaz!