Pazartesi, Kasım 23, 2020
Ana Sayfa Davranış Bilimi SİNESTEZİ YOLCULUĞU

SİNESTEZİ YOLCULUĞU

Okuma Süresi: 4 Dakika

Şimdiye kadar etrafınızdaki bir sesi gördüğünüz veya gördüğünüz herhangi bir şeyi duyduğunuz oldu mu? Şöyle açıklayalım, ağzınıza bir parça limon götürmeden önce ona baktığınızda, limonun sulu, asidik ve ekşi tadını hissedersiniz, öyle değil mi? Peki, bu şey tadı bilinen bir şey değil de bir kol saati olsa ya da tabak? Bunların tadını önceden hissedebilir misiniz? Zihninizde bir tat algısı oluşur mu? Örneğin bir nota sesini duyduğunuzda, herhangi bir tat alma hali olur mu? Ya da gözünüzün önüne renklerin geldiği bir durum olabilir mi? Sinestezi bu davranışların neresinde?

Eğer bu sorulara evet diyenler varsa onlar sinesteziktir. Yani sesleri görüp, gördüğü şeyleri de duyanlar olarak düşünülebilir. Sinestezi nedir?Sinestezik algı, sinestezi hastalı, sinestezi bir hastalık mı yoksa farklı bir algı türü mü? Sinesteziye (synesthesia) dair bilinmesi gerekenler işte burada! Haydi başlayalım.

Sinestezinin Kökeni

Sinestezi nedir?

Sinestezi “Birleşik duyu” olarak tabir edilir. Sinestezi davranışı gösteren bireylerde bir duyunun etkisi ile başka bir duyunun tetiklenmesi ve tetiklenen bu duygunun algılanması şeklinde bir durum mevcuttur. Sinestezik kelimesi, köken olarak Yunanca aesthe-sis “algılamak” ve syn “birlikte” şeklinde iki kavramdan oluşur. Sinestezi, zihinsel olayların bilinci indüklemesi ile oluşan bilinçli-duyusal, istemsiz bir deneyimdir. Başka bir ifade ile “eşduyum” ya da “birleşmiş duyular” denilebilir ve bu duyuların birbirine karışması ya da birlikte algılanması olarak tanımlanır. 

Sinestezi, doğum esnasında beynimizde yaşamımız boyunca yetecek kadar vardır. Nöronlar arası iletşim insanoğlunun doğumuyla birlikte çok fazla varken; normal insanlarda bu durum zamanla azalır. Sinestezi ise nöron iletişiminin ve bağlantılarının yok olmamasından kaynaklanır. İnsanların bazıları, günlük yaşantılarında sinestezik deneyimi yaşar. Bazı araştırmalara göre (Perception dergisinde yayımlanan makale) her 23 kişiden yalnızca 1’inde bir tür sinestezi bulunur. 

Sinestezi, bazen dil dışı düşünmenin bir belirtisi olarak kabul görürken, bazen de bir anormallik, hastalık ya da mistik bir yetenek olarak kabul edilir. Ama sinestezi hiçbir zaman algılamada bozukluk ya da herhangi bir hastalık değildir. Algı düzeyindeki gelişime verilen tepkime demek daha doğru bir tanımlama olabilir. Sinestezi yaşayan bireyler genellikle hassas yapılı, hayal dünyası çok gelişmiş ve yoğun olan kişilerdir. Çok az sayıda insan sinesteziktir ve bu kişiler de genellikle sanatla zamanlarını geçirirler.

Şöyle tarif etmek doğru olur: Sinestezi bir hastalık değil, bir duyusal algılama yeteneğidir. Sinestezinin birçok şekli vardır, ama genel olarak ikiye ayrılır. En sık karşılaşılan şeklinde birey, harfleri renk olarak deneyimleyebilir. Harflerin her biri, birey tarafından başka bir renk olarak algılanır. Bu bireyler sesleri, kokuları ya da tatları renk olarak algılamazlar. 

Sesler, Kokular ve Tatlar

Sesleri, kokuları, tatları, renk olarak algılayan sinestezik bireyler ise daha azdır. Bu grupta olan sinesteziklerin hafızaları öteki gruba göre daha zayıftır. Yaşadıkları herhangi bir olayı ve hatırlayamadıkları herhangi bir şeyi yıllar sonra hafızalarının gücü sayesinde değil; bir koku sayesinde hatırlarlar. Bu kişilere göre her sesin, her tadın, her evin, her şehrin ya da her yerin sahip olduğu farklı renkler vardır. Bu bireylerin hafızası; kokuyu, sesi, tadı beyinlerine renk olarak işler. Sinestezikler, eğer yaşamlarının erken döneminde bu deneyimin farkına vararak yaşamaya başlarsa ve bu durumu kabullenirlerse sinezteziyi normal, günlük ve olağan bir şeymiş gibi değerlendirirler. Sinesteziklerin birçoğu, öteki bireylerin bu algısal deneyimleri yaşamadığını öğrendiğinde ya da fark ettiğinde, büyük bir şaşkınlık yaşarlar. Çünkü herkesin kendileri gibi algıladığını düşünürler.

Daniel Tammet, Oxford Üniversitesi`ne 2004 yılında giderek pi sayısını 22 bin 500`üncü rakama kadar söyleyebileceğini ortaya atmıştır. 5 buçuk saati biraz geçen bir süre boyunca rakamları sıralayıp gerçekten de hatasız bir şekilde sayabilen bir sinestezik olduğu görülmüştür. Küçük yaşlardan itibaren büyük sayılarla birçok işlemi yapabilen Daniel Tamet; geçirdiği bir hastalık nedeni ile beyninin şekillerle ve sayılarla ilgili bölgesi normal olmayan bir etkileşime girdiğinden dolayı, rakamları diğer insanların gördüğünden çok daha farklı algılıyor.Örneğin ona göre 6 rakamı çok küçük ve görmekte zorlanıyormuş. 1 rakamı çok parlak, 9 ise uzun ve ürkütücüymüş. Tammet’in yetenekleri ve yapabildikleri bununla da kalmıyor. Bu mucize yetenekli adam herhangi bir dili bir hafta içerisinde konuşabilecek duruma gelebiliyor. Bu dillerin arasında İzlandaca gibi, öğrenmesi hayli zor olan diller de var.

Sinestezi Türleri

Sinestezi temelde iki bölüme ayrılır: Yansıtmalı (projective) sinestezi ve bağlantısal (associative) sinestezi. Yansıtmalı sinestezi insanların dış uyarımları ile şekiller. Bu bireyler renkler ve sayılar görürler. Bağlantısal sinestezide yaşanılan his ve uyaran arasındaki ilişki çok güçlü olduğundan dolayı kişi ikisini de birbiriyle bağdaştırır. Örnek olarak sinestezinin genel bir türü olan kromestezinin (seslerin renklere dönüşme hali) yansıtmalı şeklinde birey bir kaval sesi duyduğunda üçgen içinde yeşil renk görebilir. Bağlantısal sinestezide de kaval sesini duyarken bununla beraber kavaldan “yeşil” duyduğunu ifade eder. Yansıtmalı sinestezide kaval sesi yeşil rengi çağrıştırırken, bağlantısal sinestezi doğrudan ney sesine yeşil olarak anlam yükler.

Harf ve Renk Sinestezisi

Sinestezide çok yaygın bir çeşit olan harf renk sinestezisi, harfler ve sayıları bir renk ile bağdaştırır. Bu sinestezi formunda bireyler arasında da belirgin farklar görülür. Sinestezik insanlar aynı harf ve sayılara baktığında aynı rengi görmez. Örnek olarak bazı kişiler 8 sayısında mavi görüp, masa sözcüğünde kırmızı görürken, başka bir birey mor ve kahverengi görebilir.

Sinestezinin İşleyiş Prensibi

Herkesin beyninde duyu sinyallerini algılayan ve belirli görevleri yapmakla sorumlu alanlar vardır. Beyindeki işitsel alan kulaktan gelen ses sinyallerini alır ve işler. Böylelikle duyulan seslerin tanımlanmasını sağlar. Beynimizdeki görsel alan ise aynı görevi gözden gelen ışık sinyalleri için gerçekleştirir. Normal süreçte bu kısımlar birbirlerinin görev alanlarına karışmazlar. Bu bölgeler kendi sorumluluklarını yerine getirir ve bir üst merkeze bilgi iletir. Fakat sinestezik insanlarda bu bölgeler birbirleriyle fazla iletişime geçer. Mesela bir harfe bakıldığında havada sarı renk görülüyorsa beynin harfleri tanımlama alanı ile renkleri tanımlayan V4 bölgesi arasında karşılıklı etkileşim ihtimali yüksektir. Fakat burada esas olan harfin ne olduğu değil, bir harf görülmüş olunmasıdır. Birçok çalışmada harf renk sinestezisi olan bireylerin harfleri tanımlayamadığı durumlarda dahi renkleri gördüğü gözlemlenmiştir.

Kromestezi

Sinestezi türleri içinde yaygın olan bu form, sesler ve renklerin bağdaştırıldığı sinestezi türüdür. Bazı insanlar kapı zilinin çalması ya da futboldaki maç düdüğünün sesinden bile belirli renkleri görebilirler. Diğer sinestezik kişilerde ise yalnızca müzik notaları bile renklerin ortaya çıkmasını tetikleyebilir. Fa diyez notası pembe rengi belirginleştirirken, mi bemolde turuncu görülebilir. Bu süreç bu tür sinestezik bireylere avantaj dahi sağlayabilir. Mesela piyano çalarken her bir notada farklı bir renk görmek notalara daha rahat ve kolay basılmasını sağlayabilir.

Ünlü Sinestezikler

Sinestezi yeteneği daha çok yazarların, sanatçıların üretimine ve yaratıcılığına katkı sağlamıştır. Birçok ünlü sinestezik vardır. Nikola Tesla, Richard Feynman, Olivier Messiaen, Franz Liszt, Vladimir Nabokov, Joachim Raff, Henrik Wiese, Amy Beach ve Gyorgy Ligeti sadece bir kaçıdır.

166-1944 yılları arasında yaşamış ve bir ressam olan Vasilly Kandinsky bir sinestezikti. Sesler ve renkler arasındaki uyumu resimlerinde, tablolarında en güzel şekilde yansıtırdı.Tablolarını tanımı için için müzikal adlandırmalar kullanırdı. Buradaki temel amaç, nesnelerin yapısını simgeleştirmekti. Sanatını lirik geometri olarak adlandırıyordu. Resimlerinin sezgisel kökenli olduğunu düşünüyordu.

Diğer bir ünlü isim ise, 1749-1832 yılları arasında yaşamış olan Johann Von Goethe`dir. 18. yüzyılın sonlarına doğru, klasik renk kuramının gerçekliği ifade etmede zorlandığını ilk fark edenlerden biriydi. Renk kuramını ilk ifade eden olarak kabul edilen kişi ise Newton’dur. Goethe daha çok, ışığın ve rengin gerçekte nasıl göründüğü  ve nasıl oluştuğu ile ilgileniyordu. Ona göre tüm bu olanlar Newton’un fizik kuramları ile değil; beynin şimdiye kadar bilinmeyen işlevlerinin ve yönlerinin ortaya çıkarılmasıyla öğrenilebilecekti. Bu varsayımını da görsel sanrının nörolojik gerçekliğine dayandırıyordu.

Adam Fawer Empati adlı romanında, sinestezik deneyimleri olan çocukların, bu yeteneklerinin farkına varmaları durumunda birçok şeyi başarabileceklerini anlatır. Bu çocukların empati ve sinestezi özellikleri birleştirince deli olarak da tanımlanabilir, deha olarak da. Fakat önemli olan bu özelliklerin nasıl kullanılabileceğidir. 

Keyifli bir gün dileriz.

Önceki İçerikDİJİTAL MARUZİYET
Sonraki İçerikSAHTE GÜLÜMSEME
bilgezonehttps://bilgezone.com
Bilim, kişisel gelişim, eğitim başta olmak üzere birçok özgün içeriğe sahip Bilgezone, "Türkiye`nin bilge sitesi" sloganı ile yayın hayatına başlamıştır. Bunun için asıl amacımız kaliteli ve faydalı içerik oluşturarak okuyucularımıza katkı sunmaktır. Saygı ve sevgiler...

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Most Popular

MENTAL BARİYER KALIPLARI

Mental bariyer nedir? Zihinsel engelleri aşmak kolay mı? Kendimize empoze ettiğimiz ve davranışlarımızı sınırlayan engelleri nasıl yıkarız? Bu soruların cevapları aslında birçoğumuzun yaşadığı, hayatımızda...

Bilge Olmanın İçsel Dünyası

Bilge sözcüğünün terimsel anlamı ve bilgelik olgusunun tanımına bir bakalım mı? Bilgezone olarak konumuz Bilge ve Bilgelik. Bilge ve Bilgelik Nedir? Bilge nedir? Bilge ne anlama...

UTANGAÇLIK DUYGUSUNUN KONTROLÜ

İnsanların bazıları neden utangaç olur? Utangaçlık nasıl bir davranış biçimidir? Gelin utangaçlık nedir? (Shyness) sorularının cevaplarına ve utangaçlığın bilimsel özelliklerine bir bakalım. Utangaçlık, bazı...

Stockholm Sendromu: Katiline Aşık Olmanın Adı

Stockholm sendromu nedir? Stockholm sendromu, rehin tutulan birinin kendisini rehin alan kişi ile yaşadığı diyalog sürecinde ona karşı oluşan duygusal empati ve sempati halidir....

Recent Comments

error: İçerik kopyalanamaz!