Pazartesi, Kasım 30, 2020
Ana Sayfa Davranış Bilimi ÖĞRENİLMİŞ ÇARESİZLİK SENDROMU

ÖĞRENİLMİŞ ÇARESİZLİK SENDROMU

Okuma Süresi: 6 Dakika

Öğrenilmiş çaresizlik ile ilgili öğretici birçok örnek var. Ama önemli olan öğrenilmiş çaresizlik sendromundan bir an önce kurtulup kendi becerilerinizin, yapabileceklerinizin farkına varmak. Bu nedenle yetenekleri, özgüveni, başarıyı ve daha birçok olumlu özelliği yok eden bu davranış modeli; iş hayatında, sosyal hayatta ve daha birçok alanda bireyleri kapalı bir alana hapseden bir çaresizlik davranışıdır.

Öğrenilmiş çaresizlik nedir? (Learned helplessness),Öğretilmiş çaresizlik, Öğrenilmiş çaresizlik deneyi, Öğrenilmiş çaresizlik örnekleri nelerdir? Ayrıca öğrenilmiş çaresizlik nasıl yenilir? Sorularının cevabını aşağıda detaylandıralım.

Öğrenilmiş Çaresizlik Nedir?

Bir canlının gösterdiği herhangi bir tepkinin sonuçlanmaması durumunda, sonucun değişmeyeceğine yönelik oluşan inanmışlık haline öğrenilmiş çaresizlik denir. Bireylerde gün geçtikçe oluşan başarısızlıklar karşısında insanın bazı şeyleri başarma isteğini zamanla kaybetmesi sonucunda, herhangi bir konuda ya da genel anlamda başarısız olacağına yönelik bir inanç geliştirmesi ile ortaya çıkan davranış halidir. Öğrenilmiş çaresizlik sendromu herhangi bir durumda devamlı olarak olumsuz tepki alma sonucunda meydana gelen başarısızlığı kökten kabullenme halidir.

Bu kavram ilk olarak 1960`lı senelerde korku ve öğrenme arasındaki ilişkiyi inceleyen Ivan Pavlov`un “Klasik koşullanma deneyi” ile ortaya çıkmıştır.

Başarılı Olma Arzusu

Etrafımızda bizden daha başarılı insanlar olunca onlar gibi olmak isteriz. Kendimizden beklentilerimiz artar. Tekdüze, sıradan ve kopya bir çevrede başarı hırsı olmayan insanların içinde ne üretebiliriz?

Her gün yeni bir bilgi öğrenmeyen, kendini geliştirmeyen, rutin hayatın parçası olmayı benimsemiş, yaşam amacı olmayan bir çevrede gerilemeye ve körelmeye başlar insan. Oysa kendisinden beklentisi yüksek olan, gelişen, geliştiren, öğrenen, öğreten, okuyan, üreten, yeniliğe açık ve bunu başkalarıyla paylaşan bir çevre düşünün.

Böyle bir çevrede fırsatları, başarıyı, özgüveni, gelişimi, geliştirmeyi, geleceği yakalamaz mı insan? Etrafımızda böyle insanların olması bizi sıradanlıktan kurtarır. Üretime, gelişime, bilgiye ulaştırır.Sıradanlıktan kurtarıp bir tepenin üzerinden etrafımızda uçsuz bucaksız uzanan resmi görmemizi sağlar. Nefes aldırır ve suya tekrar dalmamızı sağlar. Böyle bir çevrede olmak farkında olmadan geliştirir insanı, aynısını yapmak için çabalarsınız, ilerlersiniz, gelişirsiniz…

Bir çocuğun hayatında karşısına çıkan en değerli fırsat, onu geleceğe hazırlayan bir öğretmendir. Bu öğretmen yalnızca okuldaki öğretmenlerimiz değil; bir anne, bir baba, bir abi, bir abla ya da çevresinde kendinden beklentisi yüksek insanlardır. Yaşam amacı ve başarı hedefleri olan insanlardır.

Onu geleceğe hazırlarken aynı zamanda anı yaşayıp mutlu olmasını öğreten, cesaretlendiren, sadece ezberlenen bilgiler değil aynı zamanda bu bilgilerle kendisinin yeni şeyler keşfetmesine, üretmesine ve bu algoritmalarla yeni şeyler keşfetmesine fırsat veren insanlardır.

Risk almayı, denemekten vazgeçmemeyi, başarısız olsa bile bunlardan ders çıkarıp tekrar denemeyi, ayağı takılıp düşse bile kalkabilmeyi ve yoluna devam etmeyi öğretenlerdir. Ona öğrettikleriyle yeni ve farklı denklemler üretmesine imkan veren ve onu taktir eden insanlar…

Böyle bir ortamda yetişmiş çocuk geleceği inşa etmez mi? Kendinden beklentisi yüksek bir karakter ile etrafındakilere değer aşılamaz mı? Çevresindeki insanlara da örnek olup onların gelişimine katkı sağlamaz mı? Çaresizliği öğretmek mi, çare üretmek mi başarıyı ve üretkenliği arttırır?

Öğrenilmiş Çaresizlik Örnekleri

Öğrenilmiş çaresizliğe hapsolmuş bir çevrede var olmak ise kendini tanımayan, kendinden beklentisi olmayan, hayat amacı olmayan ve sadece insanlar ne yapıyorsa aynısını yapmaya çalışmak gibi sıradan bir hayat sürmeye benzer. Oldukça çok uğraş sonucunda başarısızlıkla karşılaşmak, bu başarısızlığı kabullenmek ve bu durumu alışkanlık haline getirmek öyle güçlü bir psikolojik davranıştır ki, bireyi içinden kurtulamayacak bir girdabın merkezine doğru hızla yakınlaştırır. Bir süre sonra başarısızlığın önündeki bütün engeller ortadan kalksa da, insan başarısız olacağı inancıyla o engelin kalkmış olduğunu bile fark edemez. Öğrenilmiş çaresizliğin depresyon, yaşam amacında zayıflık, başarısızlık sendromu, ve daha birçok mental alandaki sağlık sorunu ile güçlü bir bağlantısı olduğu kanıtlanmıştır. Öğrenilmiş çaresizlik sendromu hayvanlar üzerinde uygulanan bir çok deneyle ortaya konmuştur.

Yavru Fil

Öğrenilmiş çaresizlik için yazıya dökülmemiş o kadar çok örnek var ki… Fil yavrusunun ayağına takılan zinciri büyüdükten sonra bile sanki söküp atamayacakmış gibi hissetmesi ve ayağındaki zincirle hayatını sürdürmesi… Fil ayağındaki o zinciri güçlü hali ile çaresizce söküp atamayacağını öğrenmiş. Öğrenilmiş çaresizlik ile yaşamaya devam ederek başarabileceklerinin farkına bile varmadan öylece hayatını sürdürmüş.

Pireler

Kapağı kapalı olan kavanozun içine yerleştirilen pireler zıplayarak kaçmaya çalışırlar. Fakat bir süre sonra kaçamadıklarını fark eder ve zıplamaktan vaz geçerler. Uzun bir süre sonra kavanozun kapağı açılır ve pirelerin davranışları gözlemlenir. Pireler yine zıplamaya devam etmişler ama bu defa çok yükseğe değil, kısa bir zıplama davranışı ile kavanozdan kurtulamayacak kadar zıplama davranışı göstermişler. Pireler kavanozun kapağı açık olsa bile bir çaresizlik içinde oradan kurtulamayacakları davranışı ile açık kapaklı kavanozun içinde hapsolmuşlar.

Köpekbalığı

Ya da bir cam bölmenin içindeki köpekbalığının bulunduğu dev akvaryumun diğer tarafında yine cam bölmelerle kapatılmış küçük balıkların olduğu akvaryum örneği… Köpekbalığı küçük balıkları yakalamak için ne tarafa giderse gitsin cam bölmeye çarpar. Ne kadar uğraşırsa uğraşsın küçük balıkları yakalayamaz. 3 hafta sonra küçük balıkların bulunduğu akvaryumdaki cam bölme çıkarılır ve bu balıklar köpekbalığı ile aynı ortamda yaşamaya başlar.

Fakat köpekbalığı her defasında cam bölmeye çarparak hedefine ulaşamayacağını öğrenince, küçük balıklar onun etrafında gerçekten dönüp dolaşsalar bile hiç umursamadan, onlara dokunmadan yaşamaya devam eder. Bu durum aynı zamanda bilgiyi de yok eder. Çünkü köpekbalığı çaresizliği öğrenmiştir ve bu çaresizlik öğrenilmiş çaresizliğin ta kendisidir.

Islak Maymunlar

Islak maymunların hikayesi de öyle değil mi? Güzel bir öğrenilmiş çaresizlik örneği… Islak maymun deneyi öğrenilmiş çaresizlik deneyi olarak ele alınır. Yani bir kafesteki 5 maymun ve bir merdivenin tepesine konan muz deneyi…

Maymunlar merdivenden çıkıp muzu almaya yeltendiklerinde soğuk su ile ıslatılır. Her denemede soğuk su ile ıslatılmaya devam ederler. Muz merdivenin üzerinde dursa dahi hiçbir maymun onu almaya cesaret edemez. Sonra maymunlardan birini çıkarıp kafese yeni bir maymun koyarlar.

Bu yeni maymun hemen muzu almak için merdivene koşunca diğer maymunlar onu yakalayıp bir güzel döver. Daha sonra ıslanan maymunlardan biri de kafesten çıkarılır ve yerine yeni bir maymun konulur. Bu yeni maymun da kafese girer girmez muzu almak için harekete geçer. Fakat diğer maymunlar hemen onu engeller ve döver.

İlginç olan şudur ki ikinci maymunu en şiddetli döven kafese konulan birinci maymundur. Daha sonra ıslanan diğer maymunlar da sırayla çıkarılır ve hiç ıslanmayan maymunlar kafese konur. Muza ulaşma hadisesi onlar için de devam eder ve diğer maymunlar onları yakalayarak muza ulaşmalarına izin vermez. Islanan maymunlar hiç soğuk su ile ıslanmamış maymunlara muza ulaşamamanın çaresizliğini öğretmiş olur.

Bu durum onları muzu yemekten mahrum bırakır. Halbuki soğuk su bir daha olmayacak. Birkaç merdiven basamağının sonunda o muza ulaşabilecekken hiçbiri bunu akıllarından bile geçirmemeyi öğrenir. Öğrenilmiş çaresizlik onları aç bırakır.

Köpek Deneyi

Seligman da köpek deneyinde yirmi dört köpek üzerinde bir deney yapar. Yirmi dört tane köpek alır ve bu köpekleri üç gruba ayırır. İlk gruba kaçış grubu adını verir ve onlara düğmeye bastığı zaman kesebilecekleri bir şok dalgası uygular. İkinci grubun adı boyunduruk grubudur. Boyunduruk grubundaki köpekler düğmeye bassalar dahi şok kesilmeden devam eder. Üçüncü gruptaki köpeklerin adı ise kontrol grubudur ve kontrol grubundaki köpekler herhangi bir şok dalgasına maruz kalmazlar. Seligman Yirmi dört saat süre geçtikten sonra bütün köpekleri bir çitle iki bölmeye ayrılmış olan kapalı bir yere götürerek köpeklere şok dalgası uygular.

Kontrol grubu ve kaçış grubundaki köpekler duvardan atlayarak şok dalgalarından kurtulmayı başarırken, boyunduruk grubu şoktan kurtulmayı başaramaz. Seligman`ın yaptığı bu deney davranışlara yalnızca cezanın ve ödülün değil, aynı zamanda düşünülen şeylerin de etkisi olduğunu ortaya koyar nitelikte bir deneydir. Öğrenilmiş çaresizlik etkisini ortaya koyan bu deney, bilişsel psikolojinin aynı zamanda davranışçı psikolojinin yerine geçmesine neden olabilecek bilimsel bir değişim başlatır.

Dr. Seligman yaptığı bu deneyden yola çıkarak hayvanların ve insanların, karşılaştıkları herhangi bir olumsuz olaydan ötürü bu olumsuzluklara karşı kontrollerinin olmadığını düşündükleri zamanlarda ortaya çıkan apati (duygusuzluk) durumunun öğrenilmiş çaresizlik alanında incelenmesi gerektiğini ortaya koyar.

Tavuklar ve Kartal Yavrusu Hikayesi

Birkaç tavuk bir kartal yuvasına gitme cesareti göstererek kartal yuvasından izinsiz olarak bir yumurta alırlar. Yumurtayı kümese getirirler ve öteki tavuklar bu yumurtanın çok büyük bir tavuğa ait olduğunu söylerler ve tüm tavuklar da öyle düşünür. Zaman geçtikçe yumurtayı getiren tavuklar da bu yumurtanın büyük bir tavuk yumurtası olduğuna inanmaya başlarlar. Bir gün bu büyük yumurta için kuluçkaya yatan bir tavuktan dolayı yumurta kırılır ve içinden farklı kanatlı ve ilginç gagalı bir tavuk çıkar. Tüm tavuklar şaşkındır, çünkü böyle bir tavuk yavrusunu ilk defa görmüşlerdir.

Yavru tavuk büyüdükçe anne tavuk ona ders vermeye başlar. “Bak yavrum” der. “Yerde karşılaştığın buğdayı, arpayı şöyle ye, yerde bulduğun böceği böyle ye!” gibi öğütlerde bulunur. Anne tavuk gün geçtikçe yeni şeyler öğretmeye devam eder yavrusuna. Tehlikeler karşısında nasıl davranması gerektiğini de öğretir.

Büyük yumurtadan doğan bu ilginç gagalı yavru tavuk annesinin öğretilerine uymakta ve gün geçtikçe de büyümektedir. Büyüdükçe kanatları da oldukça uzamakta ve hatta diğer tavuklar onu oldukça kıskanmaktadır.

Günün birinde anne tavuk yavrusuna gökyüzünden gelebilecek tehlikelere karşı nasıl savunmaya geçmesi gerektiğini öğretirken, yavru tavuğun gözü gökyüzünde hayli yukarılarda süzülerek uçan görkemli bir kuşa ilişir. Annesine o kuşun ne olduğunu sorar. Anne tavuk da yavrusuna onun bir kartal olduğunu ve kuşlar içinde en ihtişamlı canlı olduğunu söyler. Yavru tavuk “Ne de güzel süzülerek uçuyor” diye iç geçirir . Anne tavuk yavrusuna o kartala özenmemesi gerektiğini, kendisinin asla bir kartal gibi uçamayacağını ve onun bir tavuk olduğunu söyleyerek, bir tavuk gibi davranması ve yaşaması gerektiğini anlatır. O günden sonra da esasında gerçek bir kartal yavrusu olan yavru tavuk hayatının sonuna kadar bir tavuk olarak yaşar ve bir tavuk olarak ölür. Çünkü yavru kartal asla bir kartal gibi olamayacağının çaresizliğini öğrenmiş ve öğrenilmiş çaresizlik sendromu içinde var olmaktan başka bir hayat sürememiştir.

Her Alanda Ortaya Çıkabilir

Hayatımızın birçok alanında da bu böyle değil mi? İş yaşamında, eğitimde birçok örneği var. Bir iş öğrenildiği gibi yapılıyorsa onu başka türlü deneyemeyiz. Çünkü sözüm ona yapılan işin tek çaresi o işi öğretildiği gibi yapmaktır, ya da yapmamaktır.

Öğrenilmiş çaresizlik işte böyle bir şey. Etrafımızdaki insanlar başarının imkansız olduğunu kanıtlarcasına hiçbir şey üretmeden yaşamaya devam ederken, başarı için kendini kanıtlamaya çalışan, fark yaratmaya, fayda ve değer üretmeye çalışan insanları şaşkın bakışlarla izlerler.

Öğrenilmiş çaresizlik umutsuzluktur, sonucun asla değişmeyeceğine yönelik güçlü bir inançtır, karamsarlıktır, his yokluğudur, duygu yokluğudur. Başarısızlığa uğradıktan sonra tekrar denememektir, ayağa kalkmamaktır, risk almamaktır, pes etmektir.

Oysa Sokrates ne demiş:

“Senin almaya cesaret edemediğin riskleri alanlar, senin yaşamak istediğin hayatı yaşarlar.”

Öğrenilmiş çaresizlik adlı bu yazımızdan sonra “BEKLENTİ ETKİSİ” adlı yazımıza da göz atabilirsiniz. Keyifli ve sağlıklı günler dileriz.

Önceki İçerikBilginin Yakın Dostu “Kağıt”
Sonraki İçerikİlkel Beyin

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Most Popular

MENTAL BARİYER KALIPLARI

Mental bariyer nedir? Zihinsel engelleri aşmak kolay mı? Kendimize empoze ettiğimiz ve davranışlarımızı sınırlayan engelleri nasıl yıkarız? Bu soruların cevapları aslında birçoğumuzun yaşadığı, hayatımızda...

Bilge Olmanın İçsel Dünyası

Bilge sözcüğünün terimsel anlamı ve bilgelik olgusunun tanımına bir bakalım mı? Bilgezone olarak konumuz Bilge ve Bilgelik. Bilge ve Bilgelik Nedir? Bilge nedir? Bilge ne anlama...

UTANGAÇLIK DUYGUSUNUN KONTROLÜ

İnsanların bazıları neden utangaç olur? Utangaçlık nasıl bir davranış biçimidir? Gelin utangaçlık nedir? (Shyness) sorularının cevaplarına ve utangaçlığın bilimsel özelliklerine bir bakalım. Utangaçlık, bazı...

Stockholm Sendromu: Katiline Aşık Olmanın Adı

Stockholm sendromu nedir? Stockholm sendromu, rehin tutulan birinin kendisini rehin alan kişi ile yaşadığı diyalog sürecinde ona karşı oluşan duygusal empati ve sempati halidir....

Recent Comments

error: İçerik kopyalanamaz!