BİLGİ FELSEFESİNDE PRAGMATİZM

0
26
Okuma Süresi: 2 Dakika

Pragmatizm, kavramını anlatabilmek için bu kavram sözlüklerde nasıl geçmiş önce ona bakalım.

“Bir ideoloji, teori ya da fikrin işlediği, işe yaradığı takdirde doğru olduğunu, bir
önermenin anlamının onu kabul etmenin yaratacağı farklılıklarda, yol açtığı pratik sonuçlarda
aranması gerektiğini öner süren düşünce akımı veya felsefe anlayışı.” (Cevizci, 2014: 359).


Prgamatizm için yararcılık da denmektedir. Pragmatizm William James ve John Dewey gibi
düşünürler tarafından geliştirilmiş bir kavramdır. Aslında anlatılmak istenen çok basittir.
Önermemizi savunma yolları doğru ise önerme doğrudur fakat tahminlerimiz doğru çıkmazsa
yani işimi kolaylaştıran bir sonuca ulaşamıyorsam önermem yanlıştır. Cevizci, kitabında basit
bir örnek ile bu konuyu anlatır; Karanlık bir odaya girildiği zaman ışığı yakmayı amaçlarsınız.
Bu amacı gerçekleştirmek için de elektrik düğmesinin yerini ararım bir tahminde bulunurum.
Eğer tahminim doğru ve ışığı yakabildiysem önerme doğru sayılmaktadır (Cevizci,2016: 144).

“Pragmatizm anlayışı burada şu şekilde akıl yürütür: Sahip olduğumuz inançlar,
kanaatler ya da bilgiler, açıktır ki, bütün faaliyetlerimizi etkiler, onlara yön verir.
Bilgimizin eylemlerimiz üzerindeki bu etkisi, eylemi başarılı bir eylem haline
getiriyor, onu amacına eriştiriyorsa, önerme ya da bilgi doğrudur.” (Cevizci,2016: 144).

Pragmatik Doğruluk Kuramı

Pragmatistlerin asıl ilgilendikleri şey pragmatik doğruluk kuramıdır. Doğruluk kavramı
felsefe tarihi açısından çözülmesi en zor problemlerden biri olmuştur, kesin bir cevabı
bulunmamaktadır. Bu sebeple de pragmatistler doğruluğa dair yeni teori önermişlerdir. (Türer,
2009: 176)

“Önerilen bu teori, şüphesiz pragmatizmin en incelikli biçimde düzenlenişidir.
Eğer pragmatizm bakışımızı “ilk şeylerden, prensiplerden, ‘kategorilerden’,
varsayılan zorunluluklardan çevirip son şeylere, ürünlere, sonuçlara, olgulara
bakmak” ise, bu yöntemi doğruluk sorununa uygulamak en ileri, hatta son
adımdır.” (Türer, 2009: 176)

Pragmatisler, bizler her ne kadar doğruluğu ortaya çıkartamasak da onlar doğruluğun bir
şekilde deneyimlenebileceğine inanmaktadırlar. Biz insanlara göre doğruluk yoksa akıl
yürütme de saçma ve anlamsız olacaktır. Bizler için teorik bilgiler, pratik bilgilerden önce
gelmektedir. Pragmatistler teorik bilgi diye bildiğimiz bilgilerin insani tezatlardan oluştuğunu
ortaya koymuştur (Türer, 2009: 178).

“Bu ilişkide şeyleri birbirine tatminkâr bir şekilde bağlayan, güvenle çalışan, meseleleri
basitleştiren ve kolaylıkla bizi tecrübemizin bir parçasından öbür parçasına taşıyabilecek
herhangi bir fikrin doğruluğu, deneysel olarak doğrulanmasına bağlıdır. Çünkü deneysel
doğrulama olmaksızın ya da kavramları tecrübenin kontrolüne vermeksizin sadece zihni
bir tutarlılık bizi hipotez âleminden öteye götürmez. Oysa doğruluk mantıksal değere
sahiptir. Bunun anlamı, bir şeyin doğru olmasının, onun teste tabi olması ve uygulana testten geçmesiyle doğrulanacağıdır. Bu yüzden, pragmatistler bir iddianın doğruluğunun,
onun doğrulama sürecine dayandığını düşünürler.” (Türer, 2009: 179)

Pragmatistler, bir inancın doğru olduğunu kabul ettiğimizde, bu inancın başka birinin
hayatında da bir fark yaratacağını ileri sürmüşlerdir. Bu sebeple doğru olduğuna inandığımız
fikirler bizim doğru olduğuna inandığımız ve geçerli olduğunu gösterebildiğimiz fikirlerdir,
yanlış kabul ettiğimiz fikirler ise bizim doğru kabul etmediğimiz ve doğrulayamadığımız
fikirlerdir. Doğru kabul ettiklerimiz pratik fikirler kabul edilmektedir (Türer, 2009: 180).

“Pragmatistler, bir fikir, hayatımız için faydalı olduğu müddetçe “doğrudur”’
dediklerinde, pek çok kimse bunu garip bulur. Oysa bir şey faydalı olduğu nispette iyidir
düşüncesi herkes tarafından memnuniyetle kabul edilir. Doğru bir fikrin yardımıyla
yapılan şeyler iyi ise, fikrin kendisinin de o nispette “iyi” olduğunu söylemekte bir
mahzur yoktur, çünkü o fikre sahip olmak bizi daha iyi bir duruma getirmektedir. O halde
fikirlerin bu yüzden “doğru” olduklarını söylemek, “doğruluk” kelimesinin bir iyilik türü
olduğunu ve zannedildiğinin aksine iyiden ayrı bir kategori olmayıp “iyi” ile koordineli
bir şekilde işlediğini söylemektir.” (Türer, 2009: 180)

Sonuç olarak pragmatistler, doğruluk kavramını eleştirmişlerdir ve yeni bir kuram
geliştirmişlerdir. Pragmatizmin asıl amacı verilen örneklerden de anlaşıldığı kadarı ile yarar
sağlayan bilgilerin tümüdür. Pragmatizme göre bize kolaylık sağlayan fayda sağlayan fikirleri
doğru olarak kabul edebiliriz, bize yanlış gelen fikirleri de doğru olarak kabul etmeyebiliriz.
Bunun bu şekilde olmasının sebebi, doğruluk kavramının nasıl anlaşılması gerektiğinin
bilinmemesinden kaynaklanıyor olabilir. Doğruluk kavramından ne anladığımız ile alakalıdır.
Bu fikir her an değişebilecek bir fikir olmuştur.

Yazar: İrem SUNMAN

KAYNAKÇA:

Cevizci, Ahmet. Felsefeye Giriş. İstanbul: Say Yayınları, 2016.


Cevizci, Ahmet. Pragmatizm. “Felsefe Sözlüğü”. 359. İstanbul: Say Yayınları,2014.


Türer, Celal. “Pragmatizm’in Doğruluk Evi”. Bilimname XVII 2 (2009): 165-185.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here