14 C
Münih

AŞK: BİLİNMEYEN BİR KADININ MEKTUBU

Must read

bilgezonehttps://bilgezone.com
Bilim, kişisel gelişim, eğitim başta olmak üzere birçok özgün içeriğe sahip Bilgezone, "Türkiye`nin bilge sitesi" sloganı ile yayın hayatına başlamıştır. Bunun için asıl amacımız kaliteli ve faydalı içerik oluşturarak okuyucularımıza katkı sunmaktır. Saygı ve sevgiler...
Okuma Süresi: 3 Dakika

Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu/Stefan Zweig

Aşk nedir? Bir hayatı bir zarfa sığdırmış, sevdiği adamı ruhunda yaşatmış ve gün geçtikçe beslemiş bir kadının hikayesi bu. Görmeden aşık olan kaç insan vardır acaba? Sadece kullandığı kalemden, kitabına görüp yüzünü görmeden yaşanılan o aşk kaç kişiye nasip olur? Victor Hugo; “Sadece, bedenleri, şekilleri, görüntüleri sevenlere ne yazık! Ölüm her şeyi yok edecek. Ruhları sevmeyi deneyin onlara yeniden kavuşursunuz” diyor.

İnsan bir defa aşık olabilir ve eğer bir çok defa aşık olduğunu iddia edebilen varsa hiç aşık olmamıştır. Ruhunuzu seven insan size gerçekten aşık olan insandır. Aşk ölümsüzdür ve asla sona ermez. Bu yüzden sizin ruhunuzu seven birini bulun ve mümkünse asla bırakmayın. Görüntüler bir şekilde son bulacak. Kitaba tekrar dönecek olursak Yani düşünüyorum; bir insan nasıl bu kadar bağlanır, nasıl bu kadar sever ve her şeye rağmen sevgisini nasıl kendi içinde bu denli yaşar? Sevmek güzel bir şeydir ancak bağımlılık ve saplantı tehlikeli şeylere yol açabilir. Başkalarının hayatına istediğimiz zaman giremeyiz, herkes bizi sevmek zorunda değil. Hatta bu hayattaki en zararsız ve yararlı bir birey olsanız bile kimse sizi sevmeyebilir bu normaldir.

Normal olmayan ve izin vermemeniz gereken, kendinizi bu şekilde küçültmektir. Bana göre özetlersek bu kitapta da tam olarak bir hayatın yok oluşu ve Aşkın nasıl tehlikeli bir şeye dönüşebileceği anlatılıyor. Siz bu denli tehlikeli bir şeye izin vermemelisiniz ne olursa olsun kendinize bir yerde dur demelisiniz. En önemlisi kendinizde önem vermelisiniz.

Bir şey olmuyorsa olmuyordur, zorlamanın yada hayatınızı olmayan bir şey için bu şekilde mahvetmenin bir anlamı yok. Geriye dönüp baktığınızda sizinle aynı özellikleri taşıyan nefes alan et yığınından olma biri için tüm ailenizi etrafınızı ve en önemlisi kendinizi bir yıkımda görmek size acı verir öyle değil mi? Zira şu hayatta sizden daha değerli bir şey yoktur.

Şu kısacık ömrümüzde hayatın karşımıza ne çıkaracağını ve ne ile çıkabileceğini bilemeyiz ama neler yapabileceğimiz konusunda bir duruş sergileyebiliriz. Pişmanlıklarımız bizi biz yapan şeylerdir. Ama bir ömrün pişmanlığı hayatı yaşanılmaz kılar.

Peki aşk nedir? Bir bakalım.

Aşk Nedir?

Aşk iki ayrı cinsin birbirine karşı duydukları bedensel ve ruhsal güçlü duygu ve sevgi ilişkisidir. Bana göre ise aşk iki kişinin ruhlarının birbirine olan bağlılığıdır. Ama şunu bilin ki bana göre de ona göre de aşk tek kişilik olamaz. Bu oldukça çileli bir şeydir. Buna günümüzde platonik aşk diyoruz. Günlük Türkçede, karşılığı sorgulanmayan aşk anlamında kullanılır. Sorgulanmayan aşk. Sorgulanmayan…

Bilinmeyen bir kadının mektubunda geçen bir alıntı;

kimdim ki ben senin gözünde? Yüzlercesi arasından sadece birisi, sonrasız sürüp giden bir zincirde tek bir serüven halkası….”

Kendini ve hayatını bu denli bilen ve anlayan bir kişi nasıl olurda vazgeçmez? Aşk bu denli korkunç bir şeye nasıl dönüşür? İnsan sevildikçe özgürleşir sevdikçe değil. Sadece sevmeyi bilen hayatı boyunca sadece seven hep seven kusursuz ama takıntılı, düşüncesizce sadece sevmeyi bilir kimileri. En korkunç aşk umutsuz aşktır. İçinde hiçbir umut yok fakat seviyorsun bu kitapta da bana göre kahramanda bir umut olsaydı sevdiğinin karşısına çıkar ve korkusuzca söylerdi sevdiğini. Ama kahramanımız ölüm döşeğinde mektup yazmayı seçti. Çünkü artık ne korkulacak bir şey kalıyordu nede çekinecek. Umut yoktu bu aşkta umut olsaydı belki her şey bu denli korkunç olmazdı. Umut her zaman gurura galip gelir.

Umutsuz olmamalı bir insan. Olağan üstü hayaller kurmalı insan. Geleceği için en çokta. Hayal kurmak gerekir hayatta mümkün olduğunca çok hayal. Sevmek gerekir iliklerine kadar. Ama sevginiz acıya dönüştüğü anda bırakmalısınız. Çünkü acı ele geçirir İnsanı ve artık alışırsınız buna. Mutlu olmak korkunç gelir bir müddet sonra. İnsan hiç mutluluktan korkar mı? Evet korkar. Acıya bu denli alışmış insanlar. Mutluluktan korkarlar. Mutluluk onlar için bir ihtimal olmaktan çıkmıştır. Hayatın sınırları çizilmiştir ve sen artık bunun ötesine çıkamazsın.

Size aşkın tehlikelerini anlatmaya çalıştım. Ve ne zaman dur demeniz gerektiğini kendinize dur demeniz gerektiğini de. Herkes çok sevebilir. Acı çekebilir. Reddedilebilir. Ama kimse kimseyi sevmek zorunda değildir, bu ne ayıp nede korkunç bir şeydir. Sizi sevmeyen biri için hayatınızı mahvetmek asıl korkunç olandır. Ne sevmekten korkun nede sevilmekten. Ama sizi sevmeyen birine takılı kalmaktan korkun. Bu hem sizi hem çevrenizi mahvedebilir. Vazgeçmesini de bilmek gerek vazgeçilmeyi de, bu korkunç bir şey değildir. Olağandır.

“Kendi kendinizi kandırdığınızı, bilerek kendinizi mahvettiğinizi anlamıyor musunuz?” (Goethe)

Aslında anlıyorsunuz ama harekete geçemiyorsunuz değil mi? Umarım harekete geçersiniz ve bu yazı size yol gösterebilir.

Yazar: Azra Şahin

- Advertisement -

More articles

- Advertisement -

Latest article